Almanya'da "ölüm doktoru" olarak anılan 41 yaşındaki palyatif bakım doktoru Johannes M., 15 hastayı öldürmekten ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Mahkemenin kararının ardından savcılık, soruşturmayı genişleterek doktorun yüzlerce hastanın ölümünden sorumlu olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Soruşturma 396 hastanın dosyasını kapsıyor

Yetkililer, Johannes M.'nin tedavi ettiği 396 hastanın dosyasını incelerken 76 şüpheli ölüm hakkında ayrı soruşturma yürütüyor. İddiaların doğrulanması halinde doktor, 2019'da 85 hastayı öldürmekten hüküm giyen hemşire Niels Högel'i geride bırakarak Almanya tarihinin en ölümcül seri katili konumuna gelebilir.

Ölümcül karışım ve yangınla delil yok etme

Savcılığa göre Johannes M., evlerinde tedavi ettiği ağır hasta kişilere anestezik ve kas gevşetici ilaçlardan oluşan ölümcül bir karışım enjekte ederek nefes almalarını durdurdu. Bazı vakalarda ise cinayetin izlerini yok etmek amacıyla kurbanlarının evlerini ateşe verdi.

Mahkeme hakimi Sylvia Busch, sanığın "merhamet amacıyla hareket ettiği" yönündeki savunmasını reddederek, "Bunun ötanaziyle hiçbir ilgisi yok. Hastalar hayatlarını ona emanet etti, o ise kendisini yaşam ve ölüm üzerinde karar verme yetkisine sahip gördü" dedi.

25 yaşındaki kanser hastasının ölümü

Davada dikkat çeken kurbanlardan biri, 22 Eylül 2021'de yaşamını yitiren 25 yaşındaki kanser hastası Kadiatou D. oldu. Ailesi, kızlarının tedavisi için Gine'deki evlerini ve arazilerini satarak Almanya'ya gelmişti. Savcılığa göre Johannes M., Berlin'deki ev ziyareti sırasında genç kadına gizlice güçlü bir anestezik ile solunumu durduran kas gevşetici enjekte etti. Saatler sonra annesi Aissatou D., kızını ölü buldu.

Anne, mahkemede "Bir annenin içgüdüsü bana bir şeylerin yanlış olduğunu söylüyordu" ifadesini kullandı. Kızının ölümünden 10 gün sonra doktora gönderdiği mesaj soruşturmanın en çarpıcı delilleri arasında yer aldı. 2024'te mezarı açılan genç kadının vücudunda Midazolam ve Mivacurium ilaçlarının izlerine rastlandı.

Yangınlar soruşturmayı başlattı

Soruşturmanın başlamasında 87 yaşındaki Eva T.'nin ölümü belirleyici oldu. İlk etapta kanser hastasının evini kendisinin ateşe verdiği ve intihar ettiği düşünüldü. Ancak savcılar, Johannes M.'nin kadını önce ölümcül ilaçlarla öldürdüğünü, ardından delilleri yok etmek amacıyla evi kundakladığını belirledi. Otopside karbonmonoksit seviyesinin yangında ölmüş bir kişiyle uyuşmadığı tespit edildi.

Doktorun çalıştığı kurumun yöneticisi, hastalarının sık sık yangınlarda hayatını kaybetmesinden şüphelenerek durumu Berlin Kriminal Polisi'ne bildirdi. "Operasyon Pan" adı verilen özel bir cinayet ekibi kuruldu. Dedektifler, doktorun telefon ve akıllı saat verilerini hastaların ölüm saatleriyle karşılaştırdı, ilaç kayıtlarını inceledi ve çok sayıda mezarı yeniden açtırdı.

İtiraflar ve "yine yapardım" sözleri

2024'te Berlin Brandenburg Havalimanı'nda tatilden dönerken gözaltına alınan Johannes M.'nin cezaevinden eşiyle yaptığı telefon görüşmeleri gizlice dinlendi. Polise göre doktor görüşmelerde, "Uzun zamandır insan öldürüyorum. Bundan zevk almadım ama beni de yıkmadı. Yine yapardım" ifadelerini kullandı.

Johannes M., yargılama boyunca sessiz kaldıktan sonra 25 Haziran 2026'da görülen duruşmada 15 cinayetin 12'sini kabul etti. Mahkemeye "giderek daha kötü biri olduğunu" ve zamanla hastalar adına yaşam ve ölüm kararı verme hakkını kendinde gördüğünü söyledi. Savcılık, 76 şüpheli ölümle ilgili ikinci bir iddianame hazırlıyor; sanık ise yeni davada "çok daha erken konuşacağını" belirterek yeni itirafların yolunu açtı.