İstanbul'da riskli kapsamda değerlendirilen yaklaşık 1,5 milyon konut bulunuyor. Bu yapıların yarısından fazlasının yıkım ve yeniden inşası, kentin birçok noktasında eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Deprem riski, eski binaların taşıyıcı sistemlerinin yetersizliği ve kentsel dönüşüm teşvikleri, her yıl on binlerce yapının yıkım sahasına alınmasına yol açıyor.

Yetkililer, söz konusu yapıların önemli bölümünün kendiliğinden çökme riski taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle konut sahipleri, kamu desteklerinden yararlanmak için başvurularını artırmış durumda. Özellikle 2026 sonunda sona erecek "Yarısı Bizden" kampanyasına ilgi yoğun; her konut için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sağlanıyor. Sürece şimdiye kadar 370 bin konutun dahil olduğu biliniyor.

Yıkım sürecinde maliyet ve çevre riskleri

Yıkım sahalarının en önemli sorunlarından birini hafriyat yönetimi oluşturuyor. Söküm öncesinde asbest içeren malzemelerin uzaklaştırılması, yıkım sırasında ise toz taşınımının engellenmesi için perdeleme ve sulama gibi önlemler uygulanıyor. Ortalama 12 dairelik bir binadan yaklaşık 20 kamyon atık çıkıyor; ayrıştırma sonrası asıl maliyeti moloz taşıma kalemi belirliyor. Molozlar için özel döküm sahalarında ton başına 5 bin lira fiyat uygulanıyor.

Yıkım müteahhitliğinde hurda geliri önemli bir denge unsuru. Yıllar içinde 1 kilo hurda karşılığı 1 litre mazot alınabilirken, artan maliyetlerle bu oran 5 kilo hurdaya karşılık 1 litre mazota dönüşmüş durumda. Sektör temsilcileri, 12 daireli bir binanın yıkım ve enkaz kaldırma süresinin 4-5 gün sürdüğünü, yıkım maliyetinin 200 bin lira, moloz taşıma bedelinin ise 300 bin lira civarında hesaplandığını aktarıyor. Yıkım araçlarını kullanabilecek deneyimli operatör bulmanın giderek zorlaştığı, günlük yevmiyelerin 5 bin liranın üzerine çıktığı belirtiliyor.

İnsan sağlığı ve çevre güvenliği

Yoğun yapılaşmanın olduğu kentlerde yıkım şantiyeleri, insan sağlığı ve çevre açısından özel dikkat gerektiriyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, "Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik"te yaptığı değişikliklerle denetimleri artırmış durumda. Yeni düzenlemeyle yüksek yapı tanımı, patlayıcı kullanımı ve çevresel riskleri azaltacak uygulamalar netleştirildi.

Yönetmelik değişikliğiyle öne çıkan başlıklar şöyle:

  • Bina yüksekliği 21,50 metreden veya yapı yüksekliği 30,50 metreden fazla olan yapılar ilk kez "yüksek yapı" olarak tanımlandı.
  • Fenni mesul görevlendirilmesini gerektiren bina yüksekliği sınırı 21,50 metreden 18,50 metreye düşürüldü.
  • Yıkım ruhsatının geçerlilik süresi, risk durumu veya mücbir sebepler halinde 3 aya kadar uzatılabilecek.
  • Patlayıcı kullanılarak yapılacak yıkımlarda tüm senaryoların hazırlanması, çevresel etkilerin teknik hesap ve modellemelerle raporlanması zorunlu hale getirildi.
  • Yıkım sahalarında perdeleme sistemleri, örtülü yollar, koruma fanları gibi güvenlik önlemlerinin alınması şart koşuldu.

Sektörün önceliği güvenli yıkım

İnşaat müteahhitleri de yıkım süreçlerinde hız veya maliyetten önce güvenliğin gelmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bir yapının kısa sürede yıkılmasının teknik açıdan mümkün olduğunu ancak asıl başarının bunu çevreye ve insanlara zarar vermeden gerçekleştirmek olduğunu vurgulayan sektör temsilcileri, sürdürülebilir uygulamaların önemine işaret ediyor.

2012 yılından bu yana ülke genelinde 2,7 milyonu aşan bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alınmış bulunuyor. Bu dönüşümün büyük bölümü, riskli konutların yoğunlaştığı İstanbul'da hayata geçiriliyor.