Psikiyatrist ve yazar Mustafa Merter, modern bilim ile irfan geleneğini aynı potada erittiği yeni kurgusal eseriyle okurlarını içsel bir arayışa davet ediyor. Ketebe Yayınları tarafından yayımlanan kitap, madde ile mana arasındaki bağı yeniden kurmayı amaçlıyor.
Hakikat yalnızca maddede mi?
Eserde insanın sırlarla dolu bir âlem olduğu vurgulanırken, modern bilimin evrenin derinliklerine ulaşma çabası ve kuantum mekaniğinin nesneleri parçalara ayırma yöntemi tartışmaya açılıyor. Kitabın temel tezine göre bu yaklaşım bir noktada yetersiz kalıyor; çünkü hakikat yalnızca maddeden ibaret olmayıp ruh ve beden bütünlüklü bir yapı arz ediyor.
İbn Arabî geleneğiyle modern fiziğin buluşması
Merter, çalışmasında yönünü insanın iç dünyasına çeviriyor. Şeyh-ül Ekber İbn Arabî'nin irfan geleneğini, fiziğin ulaştığı son sınırlarla buluşturarak alışılmadık bir sentez ortaya koyuyor. Kitapta, kâinatı gözlemlemenin yalnızca akılla mümkün olmadığı, manevî kalbin ise varlığın aslına açılan bir nur geçidi işlevi gördüğü dile getiriliyor.
İnsanın ancak dikey zamanda ve nefs mertebelerinde yükselerek hakikate ulaşabileceği kaydedilen eserde, hakikatin her an yeniden yaratıldığı savunuluyor. Yazar, varlığın ilahî ahengini bu "ân" içinde arıyor. Metinde, bilimin ilahî rabıtadan koptuğunda aklı karanlık bir labirente hapsettiği ve bu labirentten çıkışın ancak ilahî aşkla mümkün olduğu ileri sürülüyor. Kitap, okura sonsuzluğu dış uzayda değil, nefsin kendi derinliğinde arama yolculuğu vaadediyor.